COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Almanya’da düzenlenen Bonn İklim Değişikliği Konferansı’nın 2. gününde COP31 Eylem Gündemi’nin 10 öncelikli alanı ve 6 hedefine ilişkin sunum yaptı. Bakan Kurum, COP31 Başkanlığı olarak yıl boyunca şeffaf ve adil bir anlayışla hareket ettiklerini; bu anlayış kapsamında herkesle görüşerek istişarelerde bulunduklarını söyledi. COP31 sürecinde diyalog, uzlaşı ve aksiyon olmak üzere 3 temel değer üzerine hareket ettiklerini anımsatan Bakan Kurum, Türkiye olarak vizyonu da “Geleceğin COP'u” yaklaşımıyla inşa ettiklerini kaydetti.
Bakan Kurum, COP31 Eylem Gündemi’ndeki 10 öncelikli alanı anlattı
Bakan Kurum, Eylem Gündemi’nin 10 öncelikli alanını şöyle anlattı: Döngüsel ekonomiye geçişi desteklemek için Sıfır Atık yaklaşımlarını ve metan gazının azaltılmasını önceliklendirdik. Atık meselesi artık yalnızca çevre yönetimi değil, aynı zamanda iklim eyleminde en hızlı sonuç alınabilecek alanlardan biridir. Adil ve güçlü bir dönüşümün yolu, güvenli enerjiye erişimden geçmektedir. Bu nedenle de herkes için sürdürülebilir ve güvenli enerji sağlamak amacıyla temiz enerji ve elektrifikasyon çalışmalarını gündeme aldık. Gıda sistemlerimizin dönüşümünü sağlamanın çok önemli olduğunu, bilhassa gelişmekte olan ülkelerin gıdaya ulaşımı zorlaşmış ülkelerin dirençli bir gelecek inşa etmesi adına çiftçilerimiz için gıda güvenliği ve sürdürülebilir tarımı öncelikli tema yaptık. Zira, iklim krizinin sofraya, üretime ve kırsal hayata doğrudan etkisi, bu başlığı artık ertelenemez hale getirmiştir. Sürdürülebilir rekabet gücünü artırmak ve iklim hedeflerine ulaşmak için yeşil sanayileşmeyi gündemimize aldık. İnancımız şu ki; üretim, ticaret ve istihdam bu dönüşümün dışında kaldığında kalıcı sonuç almamız mümkün değil.
İklim dostu dirençli şehirler ve gençler
Kıyı ve deniz ekosistemlerini korumak amacıyla okyanuslar ve denizleri ayrı bir başlık olarak ele aldıklarını kaydeden Bakan Kurum, “Denizlerin; iklim dengesinin, gıda güvenliğinin ve milyonlarca insanın geçim kaynağının merkezinde olduğunu gözler önüne bir kez daha sermiş olduk” dedi. Herkes için güvenli yaşam alanları oluşturmak adına iklim dostu dirençli şehirleri önceliklendirdiklerine dikkat çeken Bakan Kurum, “Hepimiz biliyoruz ki; iklim değişikliğinin etkileri en görünür biçimde şehirlerde, mahallelerde ve insanların günlük hayatında hissedilmektedir” diye konuştu. Bakan Kurum, diğer bir öncelikli alanın ise ‘gençler’ olduğunu belirterek, “Gençlerin enerjisinden, heyecanından ve üretkenliğinden en güçlü şekilde yararlanmak için gençlik katılımını Eylem Gündemimizin merkezine yerleştirdik. ‘Gençler bu işin öznesi olacak’ dedik. Bunun sebebi de gençlerin geleceğin muhatabı olmasının ötesinde, bugünün çözüm ortağı olması gerektiğine olan inancımızdır” ifadelerini kullandı.
Hedefimiz iklim kaynaklı şokları önceden gören sağlık altyapılarını desteklemek
‘Dinamik ve Dayanıklı Sağlık Sistemleri’nin diğer önemli başlıklardan biri olduğunun altını çizen Bakan Kurum, konuşmasını şöyle sürdürdü: İklim krizinin insan sağlığı, kamu hizmetleri ve toplumsal dayanıklılık üzerindeki etkilerini dikkate alarak, dinamik ve dirençli sağlık sistemlerini gündemimize aldık. Hedefimiz; iklim kaynaklı şokları önceden öngören, bu şoklara uyum sağlayan ve hızla toparlanabilen sağlık altyapılarını desteklemektir. Ayrıca iklim değişikliği, biyolojik çeşitlilik ve arazi bozunumu arasında daha güçlü bir sinerji kurmak için sektörler arası ortak eylemleri destekleyeceğiz. Ulusal Katkı Beyanlarının uygulanmasını güçlendirmek ve verilen taahhütleri somut çıktılara dönüştürmek üzere ilave bir destek sistemini de devreye alacağız. COP31’in temel yaklaşımı açıktır: başlık üretmek değil, uygulamayı daha da hızlandırmak; niyet beyan etmek değil, sonuç almak. İklim eyleminin sonuçlarını şehirlerde, tarlalarda, evde, sanayide, enerjide, okullarda, hastanelerde ve insanların hayatında hissedilir hale getirmek istiyoruz.
10 öncelikli tema altında ortak girişimleri destekleyeceğiz
Bakan Kurum, Türkiye’nin Kahramanmaraş depremlerinin ardından hayata geçirdiği Asrın İnşa Seferberliği ile aynı bakış açısıyla COP31 sürecini yürüteceğine dikkat çekti: Türkiye, 2023 yılında aynı gün içinde 2 büyük deprem yaşadı. ‘Asrın Felaketi’ olarak adlandırılan bu depremlerden sonra bütün kesimlerle istişare kültürünü sürdürerek doğrudan hedefe odaklandık. Sayın Cumhurbaşkanımızın güçlü iradesi, Bakanlığımızın koordinasyonu ve yoğun gayretleriyle, 2 yıl gibi kısa bir sürede 455 bin konut inşa ederek 11 ilimizi yeniden ayağa kaldırdık. Deprem sonrası inşa sürecinde nasıl çok katmanlı, hızlı ve sonuç odaklı bir çalışma yürüttüysek, COP31 sürecinde de aynı anlayış ve kararlılıkla hareket ediyoruz. Yüz yüze istişareler, tematik çalışma grupları, uluslararası ortaklıklar ve açık bir dijital platform aracılığıyla sektörlerden paydaşları bir araya getiren kesintisiz bir süreç yürüttük. Ulusal ve uluslararası paydaşlardan gelen geri bildirimleri, COP31 Eylem Gündemi’nin geliştirilme sürecine sistematik şekilde dahil ettik. Bundan sonra da uluslararası ortaklarımızla omuz omuza çalışacağız. COP31 Başkanlığı olarak; kaynak, görünürlük ve siyasi ağırlık sağlayarak 10 öncelikli tema altında ortak girişimleri destekleyeceğiz.
COP31 Eylem Gündemi’nin hedefleri
Sunumunda COP31 Eylem Gündemi’nin 6 küresel uygulama hedefini de açıklayan Bakan Kurum, tüm tarafları ve uluslararası toplumu bu hedefler etrafında birleşmeye davet etti. Bakan Kurum, hedeflerden ilkinin ‘elektrifikasyon’ olduğunu belirtti: Yaptığımız tüm toplantılarda bir tema çok net şekilde öne çıktı: Elektrifikasyon. Elektrifikasyon, 1,5 derece hedefine ulaşmak için yenilenebilir enerji ve enerji verimliliğini tamamlayan ana başlıklardan biridir. Aynı zamanda karbonsuzlaşmanın en önemli anahtarlarından biridir. Bugün elektrik talebi ciddi biçimde artmaktadır. Ancak şebeke yetersizlikleri, finansman açıkları, politika uyumsuzlukları ve yüksek ilk yatırım maliyetleri elektrifikasyonda ilerlemeyi sınırlamaktadır. Tüm bu zorluklara rağmen, elektrifikasyonun hızlandırılması için küresel ölçekte ortak bir irade ortaya koyarak, 2035 yılına kadar yüzde 35 elektrifikasyon oranına ulaşılmasını hedefliyoruz. ‘2035’e kadar yüzde 35’ hedefi, COP31 Başkanlığımızın temel önceliklerinden biri olacaktır. Antalya’da düzenlenecek COP31’e kadar geçen sürede, bu hedef için güçlü bir küresel koalisyon oluşturmak üzere çalışacağız.
Sıfır atık hareketi ve metan azaltımı
İkinci olarak, Emine Erdoğan Hanımefendi’nin himayesinde başlatılan Sıfır Atık Hareketi ve metan azaltımı konusunun altını çizen Bakan Kurum, “Bu girişimle, Sıfır Atığı iklim politikasında daha üst bir seviyeye taşımak istiyoruz. Metan gazının azaltılması, küresel ısınmayı yavaşlatmak için en hızlı uygulanabilir fırsatlardan biridir. Atık sektörü, insan kaynaklı metan emisyonlarının yaklaşık yüzde 20’sini oluşturmaktadır. Elimizde kanıtlanmış ve ölçeklenebilir çözümler bulunmaktadır. Bu durum, özellikle insan kaynaklı atıklardan meydana gelen metan emisyonlarının azaltılması için önemli bir imkan sunmaktadır. Bütün tarafları, 2035 yılına kadar atık üretimindeki artışın yarı yarıya azaltılması hedefini benimsemeye çağırıyoruz” diye konuştu.
İklim uygulama köprüsü yeni bir fon değil, tamamlayıcı bir girişimdir
İklim Uygulama Köprüsü’nün; NDC’ler ile ekonomik politikalar arasında daha güçlü bir bağ kurulmasını destekleyeceğinin altını çizen Bakan Kurum, şunları söyledi: Ülkelerin önceliklerini yatırım yapılabilir proje portföylerine dönüştürmelerine yardımcı olacaktır. Ayrıca uygun finansman çözümleri ve özel sermayenin daha büyük ölçekte katkıda bulunabilmesini kolaylaştırıcı bir rol üstlenecektir. Önemle vurgulamak isterim, İklim Uygulama Köprüsü yeni bir fon değildir. Yeni bir finansman mekanizması değildir. Mevcut girişimlerin alternatifi de değildir. Tam tersine, mevcut iklim finansmanı ve uygulama ekosistemini destekleyen, aktörler arasındaki ortaklıkları güçlendiren ve uygulamaya odaklanan tamamlayıcı bir girişimdir. Amacımız, iklim hedefleri ile gerçek yatırımlar arasındaki mesafeyi azaltmaktır. Finansmanın sahaya daha hızlı, daha etkili ve daha sonuç odaklı ulaşmasını sağlamaktır.