Kahramanmaraş Haberleri
Kahramanmaraş
Açık
32°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
Gazetecin | Genel | Bakan Kurum, 17 ülkeden gazetecilerin sorularını yanıtladı

Bakan Kurum, 17 ülkeden gazetecilerin sorularını yanıtladı

COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Trabzon’da düzenlenen Mavi Diyalog Programı’nda 17 ülkeden yabancı basın mensuplarıyla bir araya geldi.

COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Trabzon’da düzenlenen Mavi Diyalog Programı’nda 17 ülkeden yabancı basın mensuplarıyla bir araya geldi.

KAYNAK: Çevre Şehircilik Ve İklim Değişikliği Bakanlığı
Bakan Kurum, 17 ülkeden gazetecilerin sorularını yanıtladı

COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Trabzon’da düzenlenen Uzunkum Yaşam Alanı Millet Bahçesi Fidan Dikim Töreni’nin ardından ‘İklim Değişikliğine Dirençli Okyanus ve Şehirler’ temasıyla gerçekleşen Mavi Diyalog Programı’nda 17 ülkeden yabancı basın mensuplarıyla bir araya geldi. Gazetecilerin sorularını yanıtlayan Bakan Kurum, Türkiye’nin Sıfır Atık’tan yeşil alanların korunması, deniz ekosistemini korumaya yönelik adımlarını anlattı.

Antalya'yı uygulama COP'u haline geçirmek istiyoruz

Programda önce açılış konuşması yapan COP31 Başkanı Kurum, “Paris Anlaşması dünyaya ortak bir istikamet çizdi. Sonraki yıllarda çok önemli kararlar alındı. Şimdi önümüzdeki temel soru şu; aldığımız kararları ne kadar hızlı hayata geçirebiliriz? İnsanlar artık konferans salonlarında kurulan cümlelerin kendi şehirlerine, işlerine, sofralarına ve geleceklerine nasıl yansıdığını görmek istiyor. COP31 yaklaşımımız da buradan başlıyor: Diyalog, uzlaşı, aksiyon. Önce dinleyeceğiz, ortak zemini kuracağız, ardından ortak iradeyi sahaya yansıtacağız. Antalya'yı; sözlerin projeye, projelerin yatırıma, yatırımların insanların hayatına dokunan sonuçlara dönüştüğü bir ‘Uygulama COP'u haline geçirmek istiyoruz. Bugün konuştuğumuz denizler meselesi bu büyük tablonun tam merkezinde bulunuyor” dedi.

Okyanusların gümrük kapısı yok

“Doğanın sınırları yok, denizlerin pasaportu yok, okyanusların gümrük kapısı yok” ifadesini kullanan Bakan Kurum, şöyle devam etti: Trabzon'dan dünyaya vereceğimiz mesaj çok açık; Denizleri birlikte korumadan ortak geleceğimizi koruyamayız. Yeryüzünün yüzde 70'inden fazlasını okyanuslar ve denizler kaplıyor. Milyarlarca insan geçimini denizden sağlıyor. Okyanuslar aynı zamanda küresel karbondioksit emisyonlarının yaklaşık  yüzde 29'unu absorbe ediyor.  Ancak bunun ağır bir karşılığı var. Denizler ısınıyor, su kimyası maalesef değişiyor. Deniz seviyesi yükseliyor, habitatlar ve biyolojik çeşitlilik üzerindeki baskı her geçen gün artıyor. Denizler iklim eyleminin kenarında kalamaz, çözümün tam merkezinde yer almaktadır. İşte Trabzon'da Mavi Diyalog Programı bu anlayışla doğdu. Hükümetleri, uluslararası kuruluşları, akademiyi, özel sektörü, finans dünyasını ve sivil toplumu aynı masa etrafında topluyoruz. Çünkü iyi biliyoruz ki dünyada sermaye var, teknoloji var, bilgi var, büyük bir yatırım ihtiyacı da var. Fakat bunlar her zaman maalesef aynı noktada buluşamıyor. COP31'de bu mesafeyi aradan kaldırmak istiyoruz. Şundan eminiz ki; hedefi projeye, projeyi finansmanla, finansmanı da uygulamayla buluşturmayı COP31'de başaracağız.

Bizim için yegane somut hedef vardır, o da adı konmuş proje

Türkiye’nin kararlılığın altını çizen Bakan Kurum, “Biz hep birlikte ‘dünya ortak evimiz’ diyorsak ve buna ilişkin bir irade ortaya koymak istiyorsak bu iradeyi hep birlikte koyup imkanlarımızı da paylaşmak zorundayız. Ve bütün bunların sonucunu COP31'de biz takip edeceğiz. Hangi proje hazırlandı, hangi finansmana ulaşıldı, hangi kıyıda uygulama başladı, hangi ekosistem yeniden canlandı? Çünkü bizim için yegane somut hedef vardır, o da adı konmuş proje. Biz buraya bir projenin başlangıcı töreninden geldik. Adını koyduk, projeyi başlattık ve bir yıl sonra da teslimini gerçekleştireceğiz. Kurulmuş mekanizma, sağlanmış finansman ve sahada başlamış uygulama bizi sonuca, neticeye götürecektir” dedi.

Nepal için kayıp zarar fonundan destek çağrısı

Bakan Kurum oturumda Kayıp Zarar Fonu’ndan Nepal’e desteklerin artması çağrısı da yaptı: Nepal'de bir şehir yerle bir oldu, yok oldu. Orada büyük bir tahribat var. Kayıp zarar fonundan destek olunması bizi memnun eder. Kayıp zarar fonundan, buraya taahhütleri olan ülkelerden de beklentimiz Nepal'e bu yardımın ulaştırılmasıdır.

Yaşanamayacak bir dünya olursa savunma yapmanın ne anlamı var?

Bakan Kurum açılış konuşmasının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Bir gazetecinin “COP31 1,5 derece sıcaklık hedefinin aşılma ihtimaline nasıl yanıt verecek?” sorusunu cevaplayan Bakan Kurum, “1,5 derece hedefinin gerçekleşme ihtimali maalesef çok kolay gözükmüyor. Bir kere bu gerçeği bilmemiz lazım. Ama yani en azından 1,5 derece etrafında tutabilirsek bu da bir başarı olacak. Buna ilişkin tam da bu noktada aslında COP31'in ‘Uygulama COP'u olma hedefi ortaya çıkıyor. Bunun için ne yapacağız? Farkındalığı daha da arttıracağız. Yaşam çeşidimizi, yaşam bakışımızı değiştirmek mecburiyetindeyiz. Bu mecburiyet, bir tercih değil. Yoksa gelirimiz artabilir, ülkelerimiz büyüyebilir, nüfuslarımız artabilir ama yaşayamayacak bir dünya olursa eğer bunun ne anlamı var? Ben finans zirvesinde şunu söylemiştim; Bütün NATO ülkeleri savunma bütçelerini yüzde 5’e çıkardı. Ne için çıkardı? Daha güvenli bir ülkede yaşayabilmek için kendi ülkeleri adına bu iradeyi ortaya koydular. Peki önümüzdeki süreçte dünya ısınırsa, sizin sorunuzdan hareketle yaşanamayacak bir dünya olursa savunma yapmanın ne anlamı var? Yaşayamayacak bir dünya bırakmak istemiyoruz. O yüzden tüm ülkeleri de burada bu iradeyi ortaya koymaya çalışıyoruz. Sizin çok önemli bir katkınız var. Bu farkındalığı sizlerle birlikte arttırabiliriz.

Fosil yakıtın karşısına elektrifikasyonda 2035'e kadar yüzde 35 hedefi koyduk

Bakan Kurum, “Türkiye fosil yakıtlardan kademeli olarak vazgeçmede öncü olabilir mi?” sorusunu şöyle yanıtladı: Yani fosil yakıtlarla ilgili doğrudan eylem gündeminde bir belki madde göremezsiniz ama dolaylı aslında fosil yakıtların kullanımını azaltacak birçok madde ile karşı karşıya kalabilirsiniz. Yani bunlardan bir tanesi elektrifikasyon. Elektrifikasyonda 2035'e kadar yüzde 35 hedefi koyduk. Bu hedef aslında fosil yakıtların kullanımını azaltacak, temiz enerjiye, temiz dönüşüme katkı sağlayacak en önemli somut adımdır. Yani iyi niyet temennilerinin ötesine geçmiş somut bir adımdır. O yüzden ne istediğiniz değil ne yaptığınız önemli. Biz ne istiyoruz? Emisyonu azaltmak istiyoruz. Azaltmak için de temiz enerjiye geçiş yapmamız lazım. Bunun için de elektrifikasyonu yaygınlaştırmamız gerekiyor. Elektrifikasyonu yaygınlaştırdığınızda da fosil yakıt azalmış olacak. Cumhurbaşkanımızın liderliğinde 455 bin konutu yaptık. Belki bir Avrupa ülkesi büyüklüğündeki bir alandan bahsediyoruz. Ve burada baktık ki enerji kullanım yoğunluğu yüzde 39 azaldı. Yani tedbir alırsanız neticede alıyorsunuz. Biz açıkçası ilerleme kaydedebileceğimiz hedefleri ve somut sonuçlar ve çıktılar alacağımız hedefleri ortaya koyduk.

Denizler ve okyanuslar en az özen gösterilen başlıklardan biriydi

COP31 Başkanlığı’nın okyanuslar ve denizlerin korunmasıyla ilgili hedeflerini şöyle anlattı: Burada atacağımız bugünden fazla her adım bir başarı. Bunu sağlamak istiyoruz. Yani burada finansmana erişme sorunu var, proje sorunu var, teknoloji sorunu var. İşte o yüzden bu bilgiyi, birikimi paylaşacağımız bir mekanizmayı hayata geçiriyoruz. Bu mekanizmayla birlikte o Küçük Ada Devletleri işte yatırıma hazır projeleri bir an önce hazırlayacak, onunla finansmanı buluşturacağız. Finansmanı, teknolojiyi, projeyi aynı masa etrafında buluşturma iradesini ortaya koyacağız. Dolayısıyla bu başlıkta aslında iklim değişikliğiyle mücadele bağlamında belki en az finansman ayrılan, belki en az özen gösterilen başlıklardan bir tanesiydi. Bunu eylem gündemimize koymamızdaki sebep Avustralya ile birlikte, Pasifik'te, Fiji'de pre-COP'u yapmamızdaki sebep aslında buradaki farkındalığı tüm dünyaya ilan etmek, buradaki mücadeleyi daha fazla irade göstererek ortaya koymak.

Mavi finansman nedir?

Sorular üzerine ‘Mavi Finansman’ başlığını açan Bakan Kurum şu bilgileri verdi: Mavi Proje aslında bizim Uygulama Köprüsü dediğimiz, finans köprüsü mekanizması dediğimiz konuyla ilintili. UNDP ile böyle bir projeyi çalışıyoruz. Burada projeleri hazırlayalım. Yani örnek verecek olursak bugün Trabzon'un atık su arıtma tesisiyle ilgili bir proje paylaştık. Vatandaşımıza müjdeledik ve proje hızlı bir şekilde hazırlanıyor ve finansmanla buluşturuyoruz. Şimdi proje olmazsa finansmanınız olsa bile bir şey ifade etmiyor. Burada verimliliği esas alacağız. Bu fonlarla aslında projeleri bir araya getireceğiz. Bunu yapabilmeniz için de bu köprüyü kurmanız gerekiyor. Mavi Finansman bu. Bugüne kadar Mavi Finansman başlığında çok fazla kredi ve destek imkanı yoktu. Veya istediğimiz seviyede değil. Mavi Finansman miktarını arttırmak zorundayız. Çünkü aldığımız nefesin yarısı buradan geliyor. Nefesimizi kesmek istemiyorsak oraya da finansmanı daha fazla ayırmak zorundayız.

ABD hükümetinin iklim eylemine karşı tutumu

Bakan Kurum’a ABD’nin Paris İklim Anlaşması’ndan çekilmesiyle ilgili yorumu da soruldu: Amerika hükümet olarak geri adım atmış olabilir ama ben Amerika'daki odalara kayıtlı şirketlerle görüştüm. Google, Apple, Amazon, Amerika'nın hatta dünyanın ekonomisine yön veren büyük firmalar… ‘Evet hükümet bu yönde bir karar aldı ama biz üretimi yapan sanayiciler ve üreticiler olarak böyle düşünmüyoruz. Ve COP 31'de Amerika'yı temsilen ne yapmamız gerekiyorsa biz de bu başlıklarda çalışmak istiyoruz’ dediler. Neticede Amerika'nın özel sektörü bunu net bir şekilde istiyor. Ben toplumun da istediğini düşünüyorum. Bugün Amerika hükümeti böyle bir karar almış olabilir ama bir önceki dönemde bu işe liderlik etmek için bir mücadele vardı, onu da gördük. Dolayısıyla biz bu farklı bakışları bir kenara koyup asıl olan hedefe doğru kararlı adımları atmak zorundayız. Çin'le görüşüyoruz, Çin sürece katılım sağlıyor. Herhangi bir problem yok. Hatta ben Çin'i tebrik ediyorum. Yani şöyle tebrik ediyorum, gerçekten böyle büyük bir coğrafya, böyle büyük bir nüfusla bu dönüşüme kendi ülkesinde liderlik ediyor. Yani elektrikli araçlara tutun da işte yenilenebilir enerji üretim tesislerine kadar hem ülkesinde hem de dünyanın farklı coğrafyalarında yatırımlar yapıyorlar. Rusya'yla aynı şekilde görüşmeleri yürütüyoruz. Sonuçta burada iklim değişikliğiyle mücadele edeceksek ortak mutabakatta bir araya gelmemiz gerekiyor. Yani ben bir sorun görmüyorum orada.

Türkiye barışın, huzurun adresi olmuştur

Bakan Kurum, Türkiye’nin daha adil bir iklim yönetimini nasıl ortaya koyacağına ilişkin sorusu şöyle cevapladı: Biz aslında Türkiye olarak dış politikadaki duruşumuzla bu eşitlik ve hakkaniyet konusunda dünyada ender ülkelerden bir tanesiyiz. Sayın Cumhurbaşkanımız yürütmüş olduğu dış politika bunu net bir şekilde gösteriyor. Bugün yaşadığımız krizlerde Türkiye barışın, huzurun adresi olmuş. Yani yaşadığımız gerek Ortadoğu'daki krizlerde, dünyanın başka coğrafyalarındaki krizlerde Türkiye arabulucu olmuş, arabulucu rolü üstlenmiş ve bunu yapıyoruz. Rusya, Ukrayna krizinde de bu tavrı sergiledik. Diğer krizlerde de. Dolayısıyla burada da UNFCCC konusunda, COP sürecinde de bu tarafsızlığı ve güveni tüm dünyaya gösterdiğimizi düşünüyorum. Finansman konusunda, evet şu an harcanan finansman özel sektörle birlikte 1.7 trilyon dolar seviyesinde. Ama o hedefleri yakalayabilmemiz için 7.5 ila 9 trilyon dolar para harcamamız gerekiyor. Burada taahhütlerin bir kere bir an önce uygulamaya dönmesi ve taahhütlerin gerçekleştirilmesi birinci öncelik. O yüzden tüm dünya ülkelerini de bu noktada taahhütlerini gerçekleştirmeye çağırıyoruz. Bu süreci takip ediyoruz.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız