Beşiktaş'taki İSOV-Dinçkök Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesinde yapılan imza protokolünden önce konuşan Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Türkiye'deki üretim altyapısında çalışacak nitelikli insan sayısını artırmak ve öğrencilerin bu alandaki becerilerini geliştirmek için çalıştıklarını söyledi.
Tekin, toplumsal alana yapılan antidemokratik müdahalelerin eğitim öğretim süreçlerinde de ciddi sıkıntılara yol açabileceğini ifade ederek, "Türkiye'de mesleki ve teknik eğitim anlamında genel anlamda her şey rayında giderken bir gün birileri kalkıyor ve 'Hayır, bundan sonra meslek lisesine giden çocuklara ben bazı dezavantajlar tanımlayacağım.' diyor 28 Şubat 1997'de. Bir anda eğitim öğretim süreçleri bu antidemokratik müdahaleyle rayından çıktı. Her şey yolunda giderken meslek liseleri Türkiye'nin en prestijli okullarından iken, o tarihlerde birden öğrenci sayıları inanılmaz derecede azaldı ve okulların itibarları yerle bir edildi." ifadelerini kullandı.
Tekin, mesleki ve teknik eğitim konusunda attıkları adımlarla toplumsal yapıya sirayet eden bu virüsleri, bu antidemokratik müdahaleleri sistem dışına atmak için çaba sarf ettiklerini belirtti.
Millî Eğitim Bakanlığı olarak yaptıkları çalışmaları anlatan Tekin, şunları kaydetti: "Bu çerçevede 2010 yılında katsayı problemi kaldırıldı. 2013 yılında meslek liselerine yeniden bir özgürlük tanındı ancak meslek liselerini tekrar cazip hâle getirebilmek için daha fazla adım atılması gerekiyordu. Sektörün geldiği nokta ile eğitim programlarımız arasında uyumsuzluk olabilir. Mesleki ve teknik eğitimde görev yapan öğretmenlerimizin çalıştığı süre boyunca teknolojik gelişmeleri takip edememesi sektörle bir uyumsuzluk oluşturabilir. Bunları ortadan kaldırmak için 2014 yılında 'proje okulu' diye bir kavram ürettik. Mesleki ve teknik eğitimde okullarımızın programlarını sektörle birlikte hazırladığımız, eğitim kadrosunu sektörden deneyimli kişilerle desteklediğimiz bir süreci başlattık. Bu, bizim açımızdan çok önemli bir adımdı."
İş sağlığı ve güvenliği bizim kırmızı çizgimizdir
Tekin, sektörün beklentilerini karşılamak üzere Mesleki Eğitim Merkezlerini (MESEM) hayata geçirdiklerini ve bunu zorunlu eğitimin bir parçası hâline dönüştürdüklerini, 12 yıllık zorunlu eğitimle birlikte öğrencilerin mesleki ve teknik eğitim alarak eski adıyla "çıraklık eğitimi" olarak tanımladıkları eğitimi almalarını sağladıklarını ifade etti.
Muhalefetin yaptıkları bu çalışmalara eleştiri getirdiğini ifade eden Tekin, sözlerini şöyle sürdürdü: "İki konuda eleştiriyorlar: Biri, 'Niye sivil toplum örgütleriyle, iş dünyasıyla iş birliği yapıyorsunuz?' Bunun zararını görmedik. Sektörle birlikte yürümek ve sorumlulukları paylaşmak, çağdaş kamu yönetiminin en temel ilkelerinden biridir. Bu yüzden bizimle yol yürümek isteyen tüm meslek örgütlerine, iş dünyasına ve sivil toplum kuruluşlarına teşekkür ediyorum. İkinci eleştiri konusu, MESEM'lerde yaşanan kazalarla ilgilidir. Bu, bizim en hassas olduğumuz konulardan biridir. Biz bir iş yeriyle protokol imzalarken ve çocuğumuzu gönderirken öncelikli şartımız şudur: İş sağlığı ve iş güvenliği açısından uluslararası standartların sağlanması, Çalışma Bakanlığımızın prensipleri ve illerde valilikler tarafından oluşturulan komisyonların kararlarıyla 'Gerekli tedbirler alınmıştır.' koşuluyla çocuklarımızı işbaşı eğitimlerine staj eğitimi için gönderiyoruz. Bu, bizim kırmızıçizgimizdir. En küçük bir yanlış uygulama, eksiklik veya dedikodu duyduğumuz anda o iş yeriyle protokolü derhâl sonlandırıyoruz ve çocuklarımızı göndermiyoruz."
MÜSİAD Başkanı Burhan Özdemir de Türkiye'nin sanayi ve üretim alanındaki var olma mücadelesinin merkezinde yer alan mesleki ve teknik eğitime önem veren Millî Eğitim Bakanlığına teşekkür etti.
Yaptıkları protokol hakkında bilgi de veren Özdemir; bu protokolün Bakanlık, MÜSİAD ve meslek okulları arasındaki koordinasyonla önemli bir farkındalık oluşturacağını ve öğrencilerin hayatlarını değiştirmeye olumlu katkı sunacağını söyledi. Konuşmaların ardından Millî Eğitim Bakan Yardımcısı M. Bilal Macit ve MÜSİAD Başkanı Burhan Özdemir protokolü imzaladı.